Futbolun Arka Bahçesi

Umulmadık Taş: Molde

Avrupa Ligi/Rasathane

Her sene hangi turnuva, hangi şampiyona olursa olsun, bir takım bütün tabuları yıkarak kendinden beklenenin üstünde bir performans sergiler. Bu süpriz takım, otoritelerce büyük şaşkınlıkla, bazen şansla, bazense saman alevi denilen bir performans tadında karşılanır. Futbolda hem kulüp hem milli takım bazında büyük düşüş yaşayan Norveç ülkesinin Avrupa arenasındaki en formda takımı Molde kura çekildiğinde otoritelerce grubun en zayıf takımı olarak gösterildi. Sadece isminden ya da ülkesinden mi bilinmez; kadrosunu yenileyen Fenerbahçe, eski günlerinden çok uzak olan Celtic ve oldukça genç Ajax’ın gerisinde görülmüştü Molde. Şimdi ise 10 puanları var ve gruplardan çıkmayı yalnızca dört maç sonunda garantileyen yegane takım. Bunu yalnızca, gelmesiyle yükselişe geçtikleri yeni hocaları Solksjær’e bağlamak doğru olmaz. Ancak takım sporlarında dibe vuran İskandinav ülkesinde, sınır ötesinde ayakta kalan tek organizasyon konumundalar.

Norveç’in ata sporu, İskandinav Yarımadası’nın en kuzeyindeki ülke olmasıyla paralel şekilde gelişmiş olan kayak. İklimleri gereği kış sporlarında başarılı olmalarına rağmen, Dünya çapındaki popüler sporlara bakıldığında büyük bir başarısızlık söz konusu. Geçtiğimiz günlerde Macaristan’a her iki maçta da yenilerek Euro 16 şansını geri çevirmişlerdi. Rosenborg ülkenin en köklü futbol takımlarından görünse de son yıllarda, Avrupa arenasında oldukça etkisiz. Bunun yanı sıra milli takım bazında en son büyük bir turnuvaya katıldıklarında Batistuta, Klinsmann, Baggio, Wilmots gibi isimler aktif olarak futbol oynuyordu. Ülke olarak basketbola da yatkın olduklarını söylemek güç. Norveç milli basketbol takımı tarihi boyunca, Avrupa Basketbol Şampiyonası, Dünya Basketbol Şampiyonası ya da Olimpiyat Oyunları’na bir kez bile katılma başarısı gösteremedi. Norveç voleybol takımının da ismini duyduğunuzu sanmıyorum. Bu bağlamda Molde, ülkesi Norveç’in son yıllarda popüler branşlardaki en büyük çıkışı. En son bir Norveç takımı Avrupa’nın ikinci büyük kupasında ikinci tur oynadığında 2008 yılıydı ve kupanın ismi henüz Avrupa Ligi olmamıştı. Rosenborg’tan bu yana Avrupa’da adından söz ettirmeyi başaran ilk takım olan Molde, başlıca geleneklerine oldukça sadık bir oyun felsefesine sahip. Geleneklerinden kastım, takım savunması, sabır ve disiplin. Takım değeri temsilcimiz Fenerbahçe’nin onda biri, kendisine en yakın Celtic’in ise yarısı etmeyen Molde’nin, Kasım’ın ilk haftası sonlanan Norveç Ligi’ni altıncı sırada tamamladığını hatırlatalım. Bu sezon Avrupa Ligi’ni kaldıramazlarsa, önümüzdeki yıl Avrupa arenasında olmayacaklar.

Norveç liginin erken başlaması kendilerine Avrupa kupalarında büyük artılar katsa da, ligde bir türlü aradıkları ritmi bulamadılar ve üç kez hoca değiştirdiler. Son olarak bebek yüzlü katil lakaplı Ole Gunnar Solksjær bir yıl aradan sonra ikinci kez takımın başına geldi. 42 yaşındaki menajer, takımın başında çıktığı beş maçı da kazandı. Norveç futbolunun iyiye gittiği söylenemez ancak Solksjær’in elinde bulunan domestik futbolculardan yüksek verim aldığı bir gerçek. Zira Molde rotasyonunda yalnızca beş yabancı futbolcu yer alıyor. Manchester United efsanesi Ole, takımın başında çıktığı maçların biri hariç dörtlü savunma kurgusunu hiç bozmadı. Hocanın geri dörtlüdeki vazgeçilmez isimleri; bir dönem Bilic’in Beşiktaş’a ısrarla istediği Martin Linnes ve Molde’den Southampton’a transfer olarak yerel basında ilgi odağı olan, ancak dikiş tutturamayıp geri dönen Vegard Forren. Sağ bek Linnes bu sezon toplamda üç gol attı ve bunlardan biri Kadıköy’de geldi. Henüz 23 yaşındaki oyuncu Premier League ve Bundesliga takımlarının radarında. Bir bek için oldukça dayanıklı ve sürekli. Aynı zamanda hızlı ve defansif meziyetlerinin yanı sıra ofansif varyasyonlarda da işin içinde. Hücum bindirmeleri etkin olan Linnes, defans yapmayı sevmeyen Fenerbahçe kanat oyuncuları için adeta bir bela niteliğinde. Genç oyuncu ayaklarına oldukça hakim. Verdiği adrese teslim paslar ve ceza sahası dışından her iki ayağı ile denediği plase şutlar ile hücumda da önemli bir tehdit. Norveçli futbolcuyu tıpkı Lanzini örneğinde olduğu gibi yakın gelecekte West Ham United forması ile izlerseniz şaşırmayın. Sol arkada takımın biri ofans biri defans iki opsiyonu mevcut. Kimin oynayacağı, hocanın sol kanadı savunma endeksli mı yoksa hücum endeksli mi kuracağı ile ilgili olarak şekilleniyor. Olav Rinderoy sol beklerin savunmacı tarafı, hücum gücü yok denecek kadar az. Per-Egil Flo ise tam zıttı. Tam bir kanat beki. Rinderoy kadar olmasa da hızlı ve Kasımpaşa’nın transfer listesinde. Hem Lines hem Flo tercihi Fenerbahçe cephesinde hücum için bir artı dursa da, kontrataklarda oyunu Kadıköy’deki maçın son yarım saatlik kısmına çevirebilir.

Bebek yüzlü katilin tandemdeki favorisi Forren ise ülkesi içinde iyi bir stoper. Ancak kaliteli takımlara karşı oynadığında birçok defosu ortaya çıkmakta. En gözle görülen zafiyeti hızı. Futbolcu, 24 yaşında transfer olduğu Ada’da tek bir maç oynayamadan dönmüştü. Takım kimyasına eş değer şekilde fiziksel özellikleri ön planda ve pozisyon bilgisi üst düzey. Zaten Molde’nin takım savunmasını bu denli başarılı yapmasının sırrı, futbolcuların disiplini ve pozisyon bilgisinden geçiyor. Forren’in yanında ekstra bir durum olmadıkça Joona Toivio oynuyor. Fin stoperin sıradışı bir özelliği var; müthiş bir frikikçi. Yakın ya da uzak tüm frikiklerde topun başında ve isabetli vuruşları var. Duran toplar Norveç ekibinin en büyük gol silahlarından biri ve Toivio frikiklerde en çok güvendikleri isim. Partneri Forren’den daha hızlı ve hava toplarında daha etkin. Rakibin fizik gücüne dayalı savunma anlayışında Fernandao rakip defansın uğraşmak zorunda kalacağı bir tercih olacaktır. Fizik olarak geride olan RvP’nin bu iki kuzeyli stopere karşı fazlasıyla zorlanacağını düşünüyorum. Molde’ye karşı orta saha oyuncularının ceza sahasına sık sık girmeleri çok önemli. Gerek Robin van Persie’nin ismi gerekse Fernandao’nun cismi göz önüne alındığında, konsantrasyonun bu iki golcünün üzerinde olacağından şüphe yok. Bu gibi durumlarda Diego ve ters kanat oyuncuları hatta son haftalarda bunu çok iyi yapan Gökhan Gönül’ün koşuları, ceza sahasında daha rahat pozisyon bulmamıza olanak sağlayacaktır. Norveç ekibi gruplarda her maçta gol yemiş olabilir, ancak Molde set hücumunda yalnızca Fenerbahçe’den gol yedi. Molde kalesinde gördüğü kalan üç golün ikisinde şutlar ceza sahası dışından atıldı ve kaleci kontrpiyede kaldı. Celtic’in attığı gollerden biri de, Molde defansının çıkarken kaptırdığı top ile gerçekleşmişti. Defanstaki en büyük prensipleri alan daraltmak ve rakibi her daim yayın dışında tutmak. Ceza sahası dışından isabetli şutlar atabilen Nani ve Diego, bu maç kendilerine güvenli bir biçimde Ethan Norvath’ın koruduğu kaleyi yoklamalı. Norvath henüz 20 yaşına yeni bastı ve Birleşik Devletler vatandaşı. İleride, Howard formasını astığında, yerini alacağı kanaatindeyim. Bire birlerde açıları çok iyi kapatıyor ve defansın bana göre en önemli parçası. Reflekslerinin ne kadar iyi olduğunu bu grupta her takıma birer ikişer gösterdi. Fizikli ve iyi sıçrayan bir kaleci olmasının yanında hava toplarında eksikleri var. Zaten bir kaleci için 20 yaş yolun henüz başı ve formda kaleci oldukça gelecek vaat ediyor.

Orta sahalarının teknik oyunculardan kurulu olduğunu söylesem, yalan olur. Göbekte defansif işlere bakan Harmeet Singh göreceli olarak arkadaşlarından daha teknik. 24 yaşındaki futbolcunun bir başka önemli özelliği ise kestirilemez uzaktan şutları.  Orta sahada iki Hestad’e sahipler. Bu futbolcular yaş olarak birbirlerine tamamen zıt.  Eirik Hestad henüz 19, Berg Hestad ise 40 yaşında. Evet 40! Ve çatır çatır da oynuyor. Kaptan, Celtic’e attığı gol ile kupada tarihin en yaşlı gol atan ismi oldu. Hestad’ların yaşlı olanı mental açıdan muazzam bir seviyeye gelmiş. Alıp başını giden tecrübesi ile orta sahayı toplayan isim, duran toplarda ve ceza sahası dışından attığı şutlarla gol arayan bir futbolcu. Kendisinin gol atması halinde, ülke basınında büyük mizah kaynağı olacağından eminim. Solksjær’in zaman zaman (ilk maçta da) stoperde oynattığı Ruben Gabrielsen’i merkezde kullandığı da oluyor. Gabrielsen’in de en önemli artısı takım arkadaşları gibi gücü! Yani Fenerbahçe kuvvetli ancak teknik olmayan bir orta sahaya karşı mücadele edecek. Bu da sarı lacivertli ekibin sezon başından bu yana gösterilen tek eksik parçasına işaret ediyor. İki yönlü bir orta sahaya. Aslında iyi bir Ozan Tufan Molde’ye karşı çözüm olabilirdi. Ancak milli oyuncu geçen sezonki formundan çok uzak. Oynadığı takdirde, Ada günlerinden bir bukle sunarsa, Raul Meireles de orta sahadaki soruna derman olabilir. Mehmet Topal ve Josef De Souza işin fiziksel yönünü halletseler de top yapma konusunda eksikler, Diego ise tam tersi.

Gelelim üçüncü bölgeye. Molde hücumunda ileri üçlüdeki isimler sık sık alan değiştiriyor. Savunmanın ritmini ve ani hızlı hücumlarda defansın dengesini bozma anlamında etkili bir silah. Mohamed Elyounoussi, Ola Kamara, Tommy Hoiland ve Mattias Moström ileri üçlünün en çok tercih edilen dört ismi. Fas asıllı milli futbolcu Elyounoussi, ceza sahası içinden ve dışından hem sol hem de sağ ayağı ile öldürücü şutları olan 20 yaşında genç br futbolcu. Tekniği ve çevikliği ile durdurulamaz dribblingler yapabiliyor. Ani ve ölümcül sprintleri var. Ceza yayında gezinip uygun pozisyonlarda şut atmaktan çekinmiyor. İlerideki üç bölgenin üçünde de görev alabilen başka bir isim de Ola Kamara. Sierra Leone orjinli futbolcu Norveç milli takımında da mücadele ediyor ve bu sezona kadar gayet sıradan bir futbolcuydu. Sezon başı Austria Wien’den kiralandı ve bu sezon takımın en çok gol atan ismi. Tam 21 gol attı ve Molde’nin sezon sonunda 300 bin avro olan satın alma opsiyonunu kullanacağını düşünüyorum. Gücü ve boş alanlara yaptığı koşularla defansımızı zorlayacaktır, bunun yanında oldukça sert şutları var. Bir başka silahı da kafa vuruşları.

Tommy Hoiland’ı Kadıköy’deki maçta çok beğenmiştim. Çok agresif ve çalışkan bir futbolcu. Hakemlerle çok fazla diyalog kuran Hoiland’ı doğru şekilde tahrik etmek lehimize olacaktır. İlerideki dörtlünün en az tercih edilen ismi ise Mattias Moström. Sağ önde görev yapıyor ve bana göre en faydalısı. Bir kanat oyuncusunun sahip olması gereken bütün özelliklere en azından vasat seviyede sahip. Boş alan bırakılmaması gereken isimlerin başında geliyor. Çünkü hem süratli hem adam geçebiliyor hem de ortaları adrese teslim. Norveç ekibinin ileri ucunda yer alan iki yetenekli genç oyuncuya da dikkati çekmek isterim. Bunlardan bir tanesi Brezilyalı Agnaldo. Forvet arkası her mevkide oynayabiliyor ve tipik bir Brezilyalı edasında yüksek standartlı tekniğe ve tam zıttı bir mantaliteye sahip. Diğer genç futbolcuları ise henüz 17 yaşında. Mancini’nin göz hapsinde olduğu iddia edilen Sander Svendsen, Norveç futbolunun gelecekte çok şeyler beklediği bir forvet oyuncusu. Kanatlarda da görev yapabiliyor ve henüz reşit bile olmayan yaşına nazaran üst düzey bir top tekniği var. Molde’nin hücum anlayışı oyunu önde kurup rakibi ablukaya alan cinsten değil. Bu sebepten ani hücumlarda defans oyuncularımızın depar özelliklerine ihtiyacı olacak. Kjaer çabuk bir defans görünümünde olsa da sprinter bir oyuncu değil, Bruno Alves ile sürati aynı cümle içinde söylemek bile saçma zaten.

Toparladığımızda; Norveç temsilcisinin başarısını, sabırlı oyun, disiplinli futbolcular, takım oyunu ve sert futbol ile sağladığını görüyoruz. Topu, oyunun çoğu noktasında bize bırakacaklardır. Molde bu sezon Avrupa Ligi’nde yer alan 48 takım arasında en az topla oynayan yedinci ekip. Bu istatistik rakibin oyun planını açıkça belli ediyor ve Fenerbahçe geride bıraktığı boş alanların bedelini, kontrataklarla ödeyebilir. Duran toplar, transition hücumlar ve uzaktan atılan şutlar, gol yollarında iştahlarını kabartan yöntemler. Grubun en çok gol atan takımı olduğunu unutulmamalı. Molde’nin kaleye isabet konusunda turnuvanın en başarılı takımlarından biri olduğunu hatırlatayım. Pas yapan bir ekip olmamaları orta sahada pas oyununa hakim olmanın ve rakibe alan vermemenin sonuca gitme konusunda doğru noktalar olduğuna işaret ediyor. %75’i bulmayan pas yüzdeleri evlerinde “top oynamak zorunda kaldıklarında” daha da düşüyor. Sert defans hattına karşı ceza sahasına sokacağımız sürpriz isimler galibiyet için en kıymetli faktörlerden. Nani kilit pas istatistiğinde kupanın en başarılı ilk on futbolcusundan biri. Bunun yanında Basel’li Breel Embolo ile beraber UEFA Avrupa Ligi’nde kendisine en çok faul yapılan futbolcu. Son olarak Gökhan Gönül muazzam formda. Sakatlıktan dönüp formayı sırtına geçirdiği günden bu yana oynadığı maçlarda Fenerbahçe yalnızca iki gol yedi. Mağlubiyetin gruptan çıkma hesaplarında ipleri Avrupalılara vereceğimiz anlamına gelmesi, soğuk Norveç deplasmanını daha da anlamlı kılıyor. Bu zorlu maçta Fenerbahçe’ye başarılar diliyorum.

Son Yazıları Avrupa Ligi

Braga’ya Bırakma!

Braga, Liga Nos’un Porto, Sporting Lizbon ve Benfica’nın ardında kalan dördüncü takımı

Çeyreğe 2 Kala

Fenerbahçe bu sezonki yolculuğunda yine önemli sayılacak bir maça çıkacak. Bu seferki

Tek Bilek, Tek Yürek!

Uzun zamandır dolmayan stat, Lazio maçında batı tribünündeki bir miktar boşluğa karşın
Lazio

Kötünün İyisi: SS Lazio

Galatasaraylı taraftarlar için bir kurada gelebilecek en güzel takımlardır İtalyan ekipleri. UEFA

No Panik No Stres Ama!

Olimpiyat’a liderlik için çıkan KaraKartal, maçın büyük bölümünde topu kendisinde tutmayı başardı
Başa Dön